Aradığınız Herşey Burda Burdaindir Sitesine Hoşgeldiniz.

Konu Bilgileri : Çori bori nedir Çorî borî hakkında çori bori

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     
Hit: 162
Cevaplar: 1
+ Konu Cevaplama Paneli+ Yeni Konu aç
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    uygun sardav25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye No
    1
    Üyelik tarihi
    Şub 2010
    Bulunduğu yer
    dağbaşı
    Konular
    621
    Mesajlar
    778
    Total 'Thanks' Received by This User :
    0 For This Post
    73 Toplam
    Online Zaman
    1 Hafta 1 Gün 23 Saat 10 Dakika 53 Saniye
    Ort. Online Zaman
    1 Saat 22 Dakika 56 Saniye

    Standart Çori bori nedir Çorî borî hakkında çori bori



    CORI-BORI (Fes ve Mes )
    Bu konuya hem golanli olarak,hemde ailenin bir ferti olarak açiklik getirmek istiyorum,çunku internete girip baktiginda bu konuda bir çok yazi var,bir çoguda beni rahatsiz ediyor inaniyorumki bizim koyden her keside rahatsiz edecek yanlis bilgilere rastlamak mumkun,ben hatirladigim,yasadigim vede anlatilanlari,burada kendi sitemizde paylasmak istiyorum, genç kusagimiza dogruyu aktarmaya çalisacam,ayni zamanda onune gelenin kendince yorumlarla konuyu egip bukmesini hep birlikte onlemis olacagiz kanaatindeyim,amacim tarihlen ilgili polemiklere girrmek degil,yada her hangi bir yere lafi dolandirarak getirip baglamak degil,direk ve sade bir dille anlatmaya çalisacam,
    Kisaca oykusunu anlatmak istiyorum,dedemiz paş koyune yerleştiginde,diger çevre koylerden yada donemin adiyla asiretler tarafindan rahatsiz ediliyor,erab aganin olmadigi bir gun yine bu çetelerden bir gurup hem karinlarini doyurmak hemde evi talan etmek amaciyla misafir olurlar,yeni yerlestikleri içinde yoksullar,Mehmet Aga'i Kal esine seslenir misafirlere bir seyler hazirla,eside evde bulunan undan bir kombe yapip sacin altina yerlestirir,unu az oldugundan diger gunleride dusunmek zorunda oldugundan,misafire gore degil,ununa gore bir kombe hazirlar,bu kuçucuk kombeyi goren misafirler,bu ne yeterki bize diye aralarinda soylenirler,(soylenirkende ma çorbori,yetmez diye dersimce bir cumle kullanirlar)dedemizde sabirli olmalarini,hele bi hazirlansin,gelsin sofraya yetmezse bir bakariz çaresine diye telkinde bulunur,sofra hazirlanip gelir,kalabalik gurup baslar yemeye ama bir turlu bu kombeden hiç eksilme olmaz ve bitiremezler,onun içinde tirsarlar ve talan etmeden evden ayrilirlar,disarda durumu kendi aralarinda degerlendirmek için,tam çikarken kapinin kenarinda bulunan karasabanin demirini içlerinden birisi alir,ama daha çok uzaga gitmeden peri suyunun kenarinda rahatsizlanir sabanin demirini alan,hem yemegi bitiremeyince hemde demiri alanin rahatsizlanmasi,onlari talan etme kararindan caydirir ve demiri getirir geri verirler,dedemizde af ettigini soyler,o rahatsiz olan kisinin rahatsizligi geçer,bu olaydan itibaren yorede surekli bahs edilir,ünü yoreye yayilir, insanlar bugunde oldugu gibi,dedemizin evine zorda olduklari zamanlardada,sadece ziyaret etmek ve kendini kutasamak amaciylada,duydugu inanç vede saygi geregi ziyaret etmektedirler,mehmet aga'i kal vefat ettigindede kerametinin fes'iyle mes'inde devam edecegini soyler,ve o gun bugundur, erab aga ve çocuklari bu kutsal emanete sahip çikmislmardir,nesilden nesile gelmistir,bugunde biz golanli torunlari bu kutsal emanete sahip çikariz, tum golanlilara mal olmus ve her golanliya ayni mesafede yakindir.
    1-Keremet sahibi ereb aga degil,babasi Mehmet Ağa'ı Kal'dir.yani fesi'yle mesi gunumuze ulasan,oldugunde vasiyet edip,kerametim fesi'mle mes'imdedir diyen,erab aganin babasidir.
    2-Fes ile mes disinda bir emanet birakmamistir,,ayrica erab aganin kilici bulunmaktadir ama yadigar olarak,(amcam hasan çavusun yani Hasan Aytaç'in evindeydi,sanirim su andada,rahmetli Aziz Aytaç'in evinde)
    Fes halen bizim evde bulunmaktadir,mesin oykusude kisaca sudur,1929 da tekke ve zaviyelerin kapatilmasiyla ilgili kanun çikinca,ailemiz çesitli baskilara maruz kalir,bizim eve sikça baskin duzenlenir devlet kuvetleri tarafindan,ilk baskini daha onceden haber alan dedem (Imam Huseyin Aytaç) olurda koyun tumu aranir dusuncesiyle lek koyunde bulunan akrabalarimizin evine geçici bir sur goturmeyi daha uygun bulur ve goturur,kendisi doner gelir.bu bolumu efsane degildir ki yasiyan yasli golanlilarimizin bir çogu bunu birinci agizdan yani dedemden duymuslardir,bu bolumu bende dedemden dinledim,nenem hatundan dinledim,sabah uyandiginda fesin geri geldigini gorur,mesinde olmadigini gorur,atamizin yani keremet sahibi dedemiz Mehmet Aga'i Kal'in oyle uygun gordugunu dusunur ve mesi gidip getirme dusuncesine girmez,ne olacaksa olur dusuncesiyle evden bir daha çikarmama karari alirlar,yani saklama geregi duymazlar,ayni gun bizim ev aranir,hiç bir sey bulmazlar dolaysiyla feside bulamazlar,un ambarlarina dek ararlar,bir sey bulamayincada,evin içine saman doldurup atese verip dedemide ifadesini almak uzere kelepçeleyip yanlarina alip hozata gotururler,o donem koyumuz hozata baglidir,(kafa karisikligini onlemek amaciyla,once hozata bagliymisiz,daha sonra,mazgirte,hatta babamin nufus cuzdaninda ilçesi mazgirt yaziliydi,daha sonrada karakoçana baglanmisiz,) samanlar yanip biter ve bizim evde hiç bir sey yanmaz,ki biz o atese verilen mertekleri,zaman zaman tamir amaçli kismi onarimlar yapilsada,en son 1983 yilinda yikip yeniden yapana dek,o isli ve yanik haliylen dururlardi,bugunde yasiyan ortalama 40 yas ustu her golanlinin hatirladigi kanisindayim,
    Bu baskin sonucu dedem (imam Huseyin Aytac) golandan basliyarak iskence edilerek hozata kadar goturulur ve bu olaydan dolayi dedem duyma yetisini yitirmisti,(yani dedem o gunden itibaren sagir kalmisti ve sagirdi),donem donemde bu baskinlar tekrarlanip durmustur,her seferindede fes (çori bori) evin içinde olmasina karsin bulamamislardir.1929 dan itibaren yasananlari birinci agizlardan dinledim,
    bir siteden alinti yapacam bu paragrafi (Yöredeki bir Alevi Kürt'e, "Evvlîyayt Çorî¬borî çîye?" (Çorîborî'nin evliyası nedir?) diye sorduğumuzda, "Ewlîyaye Çorîborî kulike." (Çorîborî'nin evliyası külahtır.) karşılığını alı¬rız. "Kulık" (külah) sözcüğünün açılımını yap¬tığımızda karşımıza iki ayn anlam çıksa da, so¬nuçta aynı şeyi ifade etmekte birleşirler. "Ku¬lık", Ku=kur (çocuk), Ku=kur (baş), ko=dağ,zirve, üst, tepe� lık=léke (giydir, bezetmek, dökmek), ku=lık (başa giy¬dirmek veya başa koymak) anlamlarındadır. Diğer bir anlam da yine ilkiyle bir bakıma bü¬tünleşmektedir. İnsanın zirvesi, doruk noktası başıdır. Kırmancki'de "Ko" (dağ) anlamındadır. Ku=ko (dağ, tepe), lık=giyme, "tepeye giydir¬me" anlamındadır. Kofi kelimesi bu etimolojik temelde ortaya çıkmıştır.),( not,M.A.bu paragrafla kenan evrenin ,kart,kurt sesinden çikan kurdunden ne farki var allah askina)
    Anliyan beri gelsin,bir yerlere oturtmak için,kendince amacina ulasmak için adam nerdeyse bizi kekeme yapacak,hecelere bogmus,bu ornegi buraya tasimamdaki amaç,hiç bir sekilde kimseyle polemige girmek degildir,butun yollar romaya çikar gibi bir yol izlenmektedir,,eger amaç çoribori anlatilacaksa dogruca onun efsanesi anlatilir,once dogru bir dille o izah edilir,onu anlatilirken baska yerlere sapma veya baglama yapmaya çalisilmasi saygisizliktir,

    Ismail Aydın: Hay hay... Külah, yeşil renklidir. O da yeşil bir bezin içindedir. Biz bu beze "kefen" diyoruz. Tören sırasında külah bezin içinden çı¬karılmaz. Hatta arkada bir tutaç yeri var,
    Aziz Aytaç, "Bu yaşıma kadar (55) ne ben, ne de bir başkası 'Kulık'ı yeşil kefenin içinden çıkarıp bakmadım. Bir kere çıkarmayı düşündüm ama cesaret edemedim." de¬di.
    Ayrica soylesiyi yapan arkadasin,soylesiyi yaptigi kisilerede saygili davranmadigi kanisindayim,gerek rahmetli aziz Aytac'in,gerek sevgili ismail Aydin'inda soylediklerinin dogru yansitilmadigi kanisindayim,çunku kefen diye bir sey ne gordum,nede duydum,hiç bir golanlininda boyle bir sey soyluyeceginde inanmiyorum,soylesinin bir bolumundede kefenden felan bahs edilmektedir.yok oyle bir sey.evet belli bolumlerini aktardigim bu soylesinin,her ne kadar arkadas aynen aktardim diyorsada,
    Amacim yanlizca çori bori efsanesini anlatmak oldugu için,ne mehzep,nede etnik koken konusunda fikir beyan etmiyecem,benim için çoribori,kurtte olsa,turkte olsa,arapta olsa,alevide olsa,sunnide olsa fark etmez,efsanesinede duyduklarima vede yasiyarak gorduklerime sadik kalarak anlatmaya çalistim,eksik kalan bolumleri her golanlinin benim gibi ekleme tamamlama gibi bir gorevinin olduguna inaniyorum,her golanli vede yore halki gibi bende kerametine sonsuz inanirim, beni kerameti ilgilendirdigi içinde ,o gunden bugune gelisini bildigim yonleriyle anlatmaya çalistim,
    Bir yerdede dedemin namaz kildigindan bahs edilmektedir,ya ben dedemi tanimadim,(ben 14 yasindayken dedem vefat etti)ya ben o ailenin içinde buyumedim,GERCEK ANLAMDA NAMAZ KILANA SAYGIM SONSUZDUR,amacim namaz kilani yermek veya namazi kotulemek degil,ama adam kilmamisa ona bunu mal etmekte saygisizliktir,evimizde namazlik vardi, aileminde namaz kilana saygisi oldugu için,dedem tarafindan satin alinmisti,odanin bir duvarinda asiliydi,talep edildiginde verilirdi,kisi gonul rahatligiyla namazini kilardi,abtest ibrigindende çektigimi bir ben bilirim,çok agirdi,kuçukken evdeysem ibrigi tasimak,goturup vermek bana duserdi arada,bakir bir ibrikti tasimak için benim gibi bir çelimsizden iki kisi lazimdi,ne ettim ettim o ibrigi deldimde kurtuldum,sonra bir ara plastik ibrik yerine getirildi.bu arada kendi aleviligimdende onur duyorum,kendi akrabalarimizin bir kisminin,yani lek koyundekilerinin sunni mehzebinden olmasinada bir o kadar saygi duyorum,o tarihi gerekçe için bir arastirmaya sahip olmadigim için,ahkam kesmek istemiyorum,birinci yazimdada belirttigim gibi tarihimizi yazmaya soyunan arkadaslarinda mumkun oldugunca kaynak gostermelerini bir sorumluluk geregi olduguna inanmalarini istiyorum,kaynak derkende ama lutfen,kullikten yola çikarak,kirk takla atip,illahimde kurtlestirmem gerekiyor diye,bir misyon ustlenmesinler,o zaman kenan evrenin kart kurtan çikan kurdune benziyor çok ayipta oluyor,vede kenan evreni elestirme hakkini kayb ediyorsun,ha kart kurt,ha ku- kul- lik= tepe tepelik v.s
    3-Her cuma aksami ve diger gunlerde gelen misafirlerin,belden asagi olmamak kaydiyla gelen misafirlerin,yuzune,kollarina,ve gogsune uç defa surulur ve muhafaza edildigi kuçuk sandigin içinde tekrar yerlestirilir,ozel bir toren yapilmamaktadir,eger kurbanlari varsa o kurbanlarda o gece kesilip pisirilip misafirlere ikram edilir,ayni zamanda her misafire evine goturmek uzere bir bolumude lokma olarak verilir,bizim yorede egal olarak tabir ettigimiz ortuye sarilidir,zaman zaman bu egal çikarilip yikanir,benim bildigim hiç birimiz misafirlerin gordugu egalin disindada bir sey gormedik,çunku o egal sandigin içindeyken çikarilir,egalden sonraki ortugun rengini dahi bugunde bilmemekteyim,annem her zaman çikarip yikamak istediginde elini sandigin içine koyup,sadece egali sokup çikarirdi,odada dedemden,nenemden oyle gormustu.
    Daha sonraki bir yazida,sadece çori bori efsanesini tum golanlilarin katkilariyla,daha sade bolumuyle anlatarak,sitemizde bir bolume yerlestiririz,benim bu yazida hem bazi yanlis anlatimlara açiklik getirmek istedim,hemde olurki benim atladigim yer olmustur, unutup ve eksik biraktigim yerler olabilir,sevgili koyluleriminde gorusunu almadan,bir yazi dayatmak istemedim,yakisikta olmazdi zaten.
    selamlar
    Musa Aytac
    Yazar: Musa AYTAÇ
    Tarih: 2009,06,30
    Bireyin uyum sağlaması, üzerine düşen görevleri yerine getirmesi ve kendine ait bir olayın başkaları üzerindeki etkilerinin sonuçlarını üstlenmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışının sonuçlarına sahip çıkabilmesine sorumluluk denir..
    Lütfen herkes buna uysun.

  2. Visit Homepagehttp://www.burdaindir.com/
  3. Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla  

  4. #2
    Super Moderator burdaindir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye No
    3
    Üyelik tarihi
    Şub 2010
    Konular
    5
    Mesajlar
    11
    Total 'Thanks' Received by This User :
    0 For This Post
    5 Toplam
    Online Zaman
    2 Saat 20 Dakika 53 Saniye
    Ort. Online Zaman
    54 Saniye

    Standart Cevap: Çori bori nedir Çorî borî hakkında çori bori

    Seyfi Muxundi/

    İsmail Aydın in Anlatımı :

    Not: Röportaj 2002 tarihinde yapılmıştır. Yer Adana Hacıbektaş derneği



    (İsmail Aydın, (Elazığ-Karakocan (Dep), Yoğunağaç (Golan) Köyünden. Aile lakabı: Aliye Zure'dır. Soyunun Arap Ağa (Çorîborî) soyundan geldiğini söylemektedir. 1339 (1923) doğumludur)

    Seyfi Muxundî: Sayın İsmail Aydın, Çorîborî Ziyareti'nin ilk kurucuları hakkında bir ön bilgi verir misiniz?

    İsmail Aydın: Dedemize "Mehmet Ağa-ı Kal" denir. Mehmet Ağa-ı Kal, Abbasi hükümdarlığı döneminde Ehlibeyt taraftarı olması nedeni ile sürekli harcanmak istenen bir kişidir. Mehmet Ağa'nın oğlu Arap Ağa, Abbasi ordusunda "Milazim-i Sani" rütbesi ile bir askeri komutandır. Bu özelliğinden dolayı, kolay yoldan harcanamaz. Zor ve riski yüksek olan bir uç beyliğine gönderilir. Ayrıca, Mehmet Ağa'nın "Har-zem Şah" soyundan olması, okları daha da çok üzerine çekmesine yetmiştir. Dönemin Abbasi Halifesi Harun Reşit, Arap Ağa'yı, Kızıl Kilise'yi fethetmesi için yollar. O güne kadar bu kale kolay zapt edilmemiş. Hatta gelenler de yenilerek geri dönmüşlerdir. Kızıl Kilise, o dönemde Pontus-Rum egemenliği al-tındaymış. Ayrıca Pers-Pontus ve Arap üçgenine yakın bir yerde olması, bir başka zorluğu teşkil ediyordu. Arap Ağa, bu zorluğa rağmen Kızıl Kilise'yi alır. Ölüme gönderilen Arap Ağa, Kızıl Kilise çevresini alıp Abbasi üzerine kayıt eder. O dönem, tapulama işlemleri Mitbulak (Bingöl)'ta yapılmaktadır. Tabii tapu işlemleri halife adına, komutana yapılırmış.

    Seyfi Muxundî: Bingöl'ün adı "Çapakçur" değil miydi?

    İsmail Aydın: Hayır. Çapakçur daha sonra. Zaten Mitbulak, Rumca "Mit"=bin, "bulak"=göl anlamındadır. Daha sonra adı değiştirilip Çapakçur oluyor. Hatta bir dönem "Abu Tahir" olmuş. Çok sonraları Bingöl ismini almıştır.

    Seyfi Muxundî: Peki, Arap Ağa'nın yerleşmesi nasıl olur?

    İsmail Aydın: Oraya geleceğim. Arap Ağa, Abbasi oyununun farkında olduğu için geri dönme yerine, o bölgeye yerleşmeyi tercih eder. Abbasi geleneğine göre bir komutan fethettiği bir bölgeyi devlet adına kendine mülk edinip yerleşebiliyordu. Abbasiler, geleneğe saygı mı, yoksa Arap Ağa'yı kendilerinden uzak olmasını istemelerinden mi bilinmez, onun bu bölgeye yerleşmesini kabul ederler. Kale komutanlığından ayrılır. Bölgenin vergilerini toplaması için görevlendirilir. Zaptettiği topraklardan, bugünkü "Paş" köyünü kendisine mekân seçip yerleşir. Daha sonra babasını da buraya getirir ve yerleşir. Dersim’li bir kızla evlenir. İyi çalışması nedeniyle Palu Kalesi'nin komutanı, kendisine "Golan" köyüne yerleşmesini ve kendi bölgesinin vergisini de toplamasını ister. Arap Ağa, hayatta iken bu bölgenin bir kısım vergilerini toplar ama gelip Golan'a yerleşmek Arap Ağa'ya nasip olmaz. Gelip, Golan'a mekân kurmak, Arap Ağa'nın torunu Osman'ın çocuklarına nasip olur.

    Arap Ağa, "Paş"a yerleştikten sonra bir gün köyün yukarısında, orman içinde ateş yakıldığını görür. Kalkıp ateş yakanların yanına varır. Ateş yakanların üç yabancı olduklarını görür. Oturur onlarla konuşur. Konuşmalarından, onların birer "Er" olduklarını, boş insan olmadıklarını kıvş-keramet sahibi kişiler olduklarını anlar. Bu üç kişinin birisi Seyit Mahmut Kal'dır. Onu, bu günkü Mazgirt'in "Sey Mamudan" köyüne yerleştirir. İkincisi, "Seyit Mahmut Hayrani"dir. O, batıya gider. Üçüncüsünün kim olduğunu bilmiyorum ama o da Malatya'ya gider ve oraya yerleşir. Arap Ağa, bir yandan da at yetiştiriciliği yapar. Bölgede büyük bir harası vardır. Bu nedenden dolayı Arap Ağa'nın bir adı da "Arap Ağa-ı Zengî-Zerin'dir (Eyeri altın Arap Ağa)... İşte "Çorîborî" olayı da bu dönemde ortaya çıkar.

    Seyfi Muxundî: Çorîborî olayı, Golan'da olan bir oluşum değil mi?

    İsmail Aydın: Hayır, hayır... Bu daha Paş'tayken olmuştur. Bir gün akşam yemeğine yakın bir zamanda, Dersim tarafından 40 kişilik bir kafile gelir. Kafilenin amacı, o gece orada kalıp gece yarısı kalkıp evi soymakmış. Hırsızlar kendi aralarında konuşurken evin hanımı, konuşulanları, Dersimli olduğu için anlar. Arap Ağa, misafirler için yemek hazırlanmasını ister. Oysa akşam için sadece ev halkına yetecek yedi kişilik yemek yapılmıştır. Arap Ağa, yemek hazırlanmasını yenileyince, hanım "Çorî borî" (Zıkkım yesinler) der. Yemek hazırlanmaz. Misafirler, ev hanımının bu sözü üzerine birbirlerinin yüzüne bakarlar. Biraz sıkılırlar ama çok da memnun olurlar. "Evi soymak için iyi bir bahane" gözü ile bakarlar. Yemek vakti gelir. Sofraya yedi kişilik "zırfet" (kömbe) konur. Yemek yenir ama hiç eksilmez. Olduğu gibi kalır. Bu olay karşısında hırsızlar korkuya kapılırlar. Doymuşlardır ama hiç eksilme olmamıştır. O gece orada kalırlar. Evi soymaktan da vazgeçerler. Sabah yola çıkarlar. İçlerinden iki kişi, bu olaydan ders almazlar. Çıkarken biri karasaban demirini (gîsîn), diğeri de kıl yastık doldurulmamış- (balîf) çalarlar. Daha suyun kenarına varmadan ikisi de korkudan düşerler ve ağızları eğilir. Bu olay üzerine arkadaşları "Xarîk"e gidip bir kurban alırlar. Kurbanlık koç ile birlikte arkadaşlarını da alıp Arap Ağa'nın huzuruna çıkarlar. Yalvarır yakarırlar, af dilerler. Arap Ağa, başındaki külahı çıkarır birinin ağzına sürer, ayağındaki çizmeyi de diğerinin ağzına sürer. îkisi de iyileşir. Daha sonra külah Golan'a, çizme de Bingöl ile Kiğı arasında bulunan "Lek" köyüne taşınan Arap Ağa'nın torunları tarafından götürülür. Lek'e gidenlerin bir süre sonra Sünnileşmesiyle hem geleneği hem de kendisi kaybolur. Hâlâ, Lek köyündeki insanlar. "Biz Paş'tan geldik. Arap Ağa'nın torunlarıyız." demektedirler.

    Seyfi Muxundî: Peki külah ve Çorîborî ziyareti Golan köyüne nasıl gelir.

    İsmail Aydın: Anlatayım. Bizim yöremizde, siz de bilirsiniz, henüz bu kadar bilim gelişmediği bir dönemde, kışın oturup sohbet etmek, kişilerin aile tarihlerini dilden dile aktarılması yaygındı. Bizim Kürt toplumu da böyle anlatımları onurla anlatır. Unutulmamasını sağlarlardı. İşte bu tür anlatımın yaygın olduğu dönemlerde yetiştim. Bizim bir amcamız vardı. Adı, İbrahim idi. İbrahim Laçin, kendisi Arap Ağa'nın torunlarından Hasan Ağa kolundan. Biz, taşınır?yani ben de Osman Ağa kolundanım. Sonuçta hepimiz aynı soydanız. 1950 yılında öldüğü zaman 90 yaşın üstündeydi. Çorîborî zayiretinin Golan'a nasıl taşındığının en iyi anlatanıydı. Onun anlatımına göre, "Her ne kadar Palu Beyi, Arap Ağa'ya, Golan'a yerleşmeyi teklif etmişse de, Arap Ağa'ya nasip olmamış. Golan'a ilk ev yapmayı Arap Ağa'nın oğlu Mehmet, Mehmet'in oğlu Osman, Osman'ın dört oğlu tarafından kurulur. Dört kardeş: Mustafa, İsmail, Hasan ve Sadık'tır. Bu dört kardeş, ev yapınca Golan köyü kurulur. Ama "Kulîk" (külah) ve ziyaret hâlâ Paş köyündedir. Sebebi ise Osman'ın kardeşlerinden Seyithan, amaldir (kör). Külahın kullanılması yetkisi ona aittir. Bu durumu bilen dört kardeş, Golan'a ziyaret evi yaparlar. Amcaları Seyithan'ı ve küllahı alıp Golan'a getirirler."

    O günden beri Çorîborî ziyaretgâhı Golan köyündedir. Külahın kullanımında, bir tereddüt ve çekişme kavgası asla olmamıştır. Vasiyetle yetki kime bırakılmışsa o töreni yürütmekle mükellef olmuştur. Töreni yürüten bir ahlaki değer ve takdir içinde yürütür. Çevrede hemen hemen herkes gelir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni; herkesin uğrak yeridir. Elimde dilden dile gelen bir aile soy şeceremi çıkardım. Yalnız bu arada bazı babalar unutulduğu için 300-400 yıllık gibi görülür. Bu şecerede, bu sayısı ile Abbasiler'e kadar varmaz. İlk babalar Golan'a kadar net yanlışsızdır, sondakiler de kesin, aradakilerinse bir şey diyemem. Arada unutulan ve yazılmayan var tabi.

    Seyfi Muxundî: Dört kardeş buraya mekân kurduktan sonra, bu köyün adını Golan olarak vermişler. Peri Su-yu'nun bu mevkide durgun akıp göl halinde görünmesi ile bir ilgisi var mı?

    İsmail Aydın: Değil... Irmak dışında burada beş tane göl var.

    Birincisi: Gol'a Za (Kuru Göl).

    İkincisi: Gol'a Zîl (Kamış Gölü).

    Üçüncüsü: Gol'a Sosan (Sason ailesinin gölü).

    Dördüncüsü: Gol'a Kûlî (Çekirge Gölü).

    Beşincisi: Gol'a Şilûre (Koruk Gölü).

    Köy, ismini bu göllerden alır. Köy kurulduktan sonra büyük bir kesim Golan'a gelir. Az bir kesim de "Paş"ta kalır. Paş'ı Kureşanlılar'a bırakırlar. Daha sonraları Paş'a başkaları da yerleşir. Golan'a da daha sonraları başka kişiler yerleri. Bize göre önemli iki aile yerleşir. Gelen iki ailenin ikisi de seyittir. Biri Bava Mansurlu Mala Seyitxan (Seyithan) ailesi, diğeri de Ağu-çanlı Seyit Xıdır (Seyit Hıdır) ailesidir.

    Seyfi Muxundî: Biraz da yapılan törenden söz eder misiniz?

    İsmail Aydın: Hay hay... Külah, yeşil renklidir. O da yeşil bir bezin içindedir. Biz bu beze "kefen" diyoruz. Tören sırasında külah bezin içinden çıkarılmaz. Hatta arkada bir tutaç yeri var, oradan tutarız. Dış kefeni ile birlikte tören yapılır. Tören genelde Perşembe akşamları yapılır. Kurbanlar, gündüzden kesilir. Akşam yemek yenir. Yemekten sonra "duazlar" okunur. Dua edilir. Evliya getirilir. Kimileri niyaz olur, kimileri, ağrıyan yerlerine sürer. Kimi alnına sürer. Genelde de başa ve sırta sürülür. Böylece tören sürer. Bitimde, evliya yerine kaldırılır. Köyün diğer üyeleri, gelen misafirleri evlerine götürürler. Tören sırasında bir "Pir" dahi olsa, töreni yürütme yetkisi hane sahibine aittir. 1970'lere kadar İmam Hüseyin Aytaç, bu işi yürütürdü. Ben de kendisine yardımcı olurdum. İmam Hüseyin Aytaç'ın dönemi en görkemli dönem olarak anılır. Bundan sonra gittikçe ilgi zayıfladı.

    Seyfi Muxundî: Verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim.

    İsmail Aydın: Bu tanıtımı sağladığınız için ben teşekkür ederim.

    Seyfi Muxundî den alıntıdır
    Bireyin uyum sağlaması, üzerine düşen görevleri yerine getirmesi ve kendine ait bir olayın başkaları üzerindeki etkilerinin sonuçlarını üstlenmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışının sonuçlarına sahip çıkabilmesine sorumluluk denir..
    Lütfen herkes buna uysun.
  5. Lütfen Web Siteni Ekle
  6. Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla  


 

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.07.10, 00:44
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.06.10, 23:03
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.05.10, 00:53
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.04.10, 22:13
  5. Bu bu nedir bu?
    By çise in forum Bilim Teknoloji Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.03.10, 18:17

Bu konuyu okuyan şimdilik 3 Burdaindir Üyesi

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Page Rank
18