CORI-BORI (Fes ve Mes )
Bu konuya hem golanli olarak,hemde ailenin bir ferti olarak açiklik getirmek istiyorum,çunku internete girip baktiginda bu konuda bir çok yazi var,bir çoguda beni rahatsiz ediyor inaniyorumki bizim koyden her keside rahatsiz edecek yanlis bilgilere rastlamak mumkun,ben hatirladigim,yasadigim vede anlatilanlari,burada kendi sitemizde paylasmak istiyorum, genç kusagimiza dogruyu aktarmaya çalisacam,ayni zamanda onune gelenin kendince yorumlarla konuyu egip bukmesini hep birlikte onlemis olacagiz kanaatindeyim,amacim tarihlen ilgili polemiklere girrmek degil,yada her hangi bir yere lafi dolandirarak getirip baglamak degil,direk ve sade bir dille anlatmaya çalisacam,
Kisaca oykusunu anlatmak istiyorum,dedemiz paş koyune yerleştiginde,diger çevre koylerden yada donemin adiyla asiretler tarafindan rahatsiz ediliyor,erab aganin olmadigi bir gun yine bu çetelerden bir gurup hem karinlarini doyurmak hemde evi talan etmek amaciyla misafir olurlar,yeni yerlestikleri içinde yoksullar,Mehmet Aga'i Kal esine seslenir misafirlere bir seyler hazirla,eside evde bulunan undan bir kombe yapip sacin altina yerlestirir,unu az oldugundan diger gunleride dusunmek zorunda oldugundan,misafire gore degil,ununa gore bir kombe hazirlar,bu kuçucuk kombeyi goren misafirler,bu ne yeterki bize diye aralarinda soylenirler,(soylenirkende ma çorbori,yetmez diye dersimce bir cumle kullanirlar)dedemizde sabirli olmalarini,hele bi hazirlansin,gelsin sofraya yetmezse bir bakariz çaresine diye telkinde bulunur,sofra hazirlanip gelir,kalabalik gurup baslar yemeye ama bir turlu bu kombeden hiç eksilme olmaz ve bitiremezler,onun içinde tirsarlar ve talan etmeden evden ayrilirlar,disarda durumu kendi aralarinda degerlendirmek için,tam çikarken kapinin kenarinda bulunan karasabanin demirini içlerinden birisi alir,ama daha çok uzaga gitmeden peri suyunun kenarinda rahatsizlanir sabanin demirini alan,hem yemegi bitiremeyince hemde demiri alanin rahatsizlanmasi,onlari talan etme kararindan caydirir ve demiri getirir geri verirler,dedemizde af ettigini soyler,o rahatsiz olan kisinin rahatsizligi geçer,bu olaydan itibaren yorede surekli bahs edilir,ünü yoreye yayilir, insanlar bugunde oldugu gibi,dedemizin evine zorda olduklari zamanlardada,sadece ziyaret etmek ve kendini kutasamak amaciylada,duydugu inanç vede saygi geregi ziyaret etmektedirler,mehmet aga'i kal vefat ettigindede kerametinin fes'iyle mes'inde devam edecegini soyler,ve o gun bugundur, erab aga ve çocuklari bu kutsal emanete sahip çikmislmardir,nesilden nesile gelmistir,bugunde biz golanli torunlari bu kutsal emanete sahip çikariz, tum golanlilara mal olmus ve her golanliya ayni mesafede yakindir.
1-Keremet sahibi ereb aga degil,babasi Mehmet Ağa'ı Kal'dir.yani fesi'yle mesi gunumuze ulasan,oldugunde vasiyet edip,kerametim fesi'mle mes'imdedir diyen,erab aganin babasidir.
2-Fes ile mes disinda bir emanet birakmamistir,,ayrica erab aganin kilici bulunmaktadir ama yadigar olarak,(amcam hasan çavusun yani Hasan Aytaç'in evindeydi,sanirim su andada,rahmetli Aziz Aytaç'in evinde)
Fes halen bizim evde bulunmaktadir,mesin oykusude kisaca sudur,1929 da tekke ve zaviyelerin kapatilmasiyla ilgili kanun çikinca,ailemiz çesitli baskilara maruz kalir,bizim eve sikça baskin duzenlenir devlet kuvetleri tarafindan,ilk baskini daha onceden haber alan dedem (Imam Huseyin Aytaç) olurda koyun tumu aranir dusuncesiyle lek koyunde bulunan akrabalarimizin evine geçici bir sur goturmeyi daha uygun bulur ve goturur,kendisi doner gelir.bu bolumu efsane degildir ki yasiyan yasli golanlilarimizin bir çogu bunu birinci agizdan yani dedemden duymuslardir,bu bolumu bende dedemden dinledim,nenem hatundan dinledim,sabah uyandiginda fesin geri geldigini gorur,mesinde olmadigini gorur,atamizin yani keremet sahibi dedemiz Mehmet Aga'i Kal'in oyle uygun gordugunu dusunur ve mesi gidip getirme dusuncesine girmez,ne olacaksa olur dusuncesiyle evden bir daha çikarmama karari alirlar,yani saklama geregi duymazlar,ayni gun bizim ev aranir,hiç bir sey bulmazlar dolaysiyla feside bulamazlar,un ambarlarina dek ararlar,bir sey bulamayincada,evin içine saman doldurup atese verip dedemide ifadesini almak uzere kelepçeleyip yanlarina alip hozata gotururler,o donem koyumuz hozata baglidir,(kafa karisikligini onlemek amaciyla,once hozata bagliymisiz,daha sonra,mazgirte,hatta babamin nufus cuzdaninda ilçesi mazgirt yaziliydi,daha sonrada karakoçana baglanmisiz,) samanlar yanip biter ve bizim evde hiç bir sey yanmaz,ki biz o atese verilen mertekleri,zaman zaman tamir amaçli kismi onarimlar yapilsada,en son 1983 yilinda yikip yeniden yapana dek,o isli ve yanik haliylen dururlardi,bugunde yasiyan ortalama 40 yas ustu her golanlinin hatirladigi kanisindayim,
Bu baskin sonucu dedem (imam Huseyin Aytac) golandan basliyarak iskence edilerek hozata kadar goturulur ve bu olaydan dolayi dedem duyma yetisini yitirmisti,(yani dedem o gunden itibaren sagir kalmisti ve sagirdi),donem donemde bu baskinlar tekrarlanip durmustur,her seferindede fes (çori bori) evin içinde olmasina karsin bulamamislardir.1929 dan itibaren yasananlari birinci agizlardan dinledim,
bir siteden alinti yapacam bu paragrafi (Yöredeki bir Alevi Kürt'e, "Evvlîyayt Çorî¬borî çîye?" (Çorîborî'nin evliyası nedir?) diye sorduğumuzda, "Ewlîyaye Çorîborî kulike." (Çorîborî'nin evliyası külahtır.) karşılığını alı¬rız. "Kulık" (külah) sözcüğünün açılımını yap¬tığımızda karşımıza iki ayn anlam çıksa da, so¬nuçta aynı şeyi ifade etmekte birleşirler. "Ku¬lık", Ku=kur (çocuk), Ku=kur (baş), ko=dağ,zirve, üst, tepe� lık=léke (giydir, bezetmek, dökmek), ku=lık (başa giy¬dirmek veya başa koymak) anlamlarındadır. Diğer bir anlam da yine ilkiyle bir bakıma bü¬tünleşmektedir. İnsanın zirvesi, doruk noktası başıdır. Kırmancki'de "Ko" (dağ) anlamındadır. Ku=ko (dağ, tepe), lık=giyme, "tepeye giydir¬me" anlamındadır. Kofi kelimesi bu etimolojik temelde ortaya çıkmıştır.),( not,M.A.bu paragrafla kenan evrenin ,kart,kurt sesinden çikan kurdunden ne farki var allah askina)
Anliyan beri gelsin,bir yerlere oturtmak için,kendince amacina ulasmak için adam nerdeyse bizi kekeme yapacak,hecelere bogmus,bu ornegi buraya tasimamdaki amaç,hiç bir sekilde kimseyle polemige girmek degildir,butun yollar romaya çikar gibi bir yol izlenmektedir,,eger amaç çoribori anlatilacaksa dogruca onun efsanesi anlatilir,once dogru bir dille o izah edilir,onu anlatilirken baska yerlere sapma veya baglama yapmaya çalisilmasi saygisizliktir,
Ismail Aydın: Hay hay... Külah, yeşil renklidir. O da yeşil bir bezin içindedir. Biz bu beze "kefen" diyoruz. Tören sırasında külah bezin içinden çı¬karılmaz. Hatta arkada bir tutaç yeri var,
Aziz Aytaç, "Bu yaşıma kadar (55) ne ben, ne de bir başkası 'Kulık'ı yeşil kefenin içinden çıkarıp bakmadım. Bir kere çıkarmayı düşündüm ama cesaret edemedim." de¬di.
Ayrica soylesiyi yapan arkadasin,soylesiyi yaptigi kisilerede saygili davranmadigi kanisindayim,gerek rahmetli aziz Aytac'in,gerek sevgili ismail Aydin'inda soylediklerinin dogru yansitilmadigi kanisindayim,çunku kefen diye bir sey ne gordum,nede duydum,hiç bir golanlininda boyle bir sey soyluyeceginde inanmiyorum,soylesinin bir bolumundede kefenden felan bahs edilmektedir.yok oyle bir sey.evet belli bolumlerini aktardigim bu soylesinin,her ne kadar arkadas aynen aktardim diyorsada,
Amacim yanlizca çori bori efsanesini anlatmak oldugu için,ne mehzep,nede etnik koken konusunda fikir beyan etmiyecem,benim için çoribori,kurtte olsa,turkte olsa,arapta olsa,alevide olsa,sunnide olsa fark etmez,efsanesinede duyduklarima vede yasiyarak gorduklerime sadik kalarak anlatmaya çalistim,eksik kalan bolumleri her golanlinin benim gibi ekleme tamamlama gibi bir gorevinin olduguna inaniyorum,her golanli vede yore halki gibi bende kerametine sonsuz inanirim, beni kerameti ilgilendirdigi içinde ,o gunden bugune gelisini bildigim yonleriyle anlatmaya çalistim,
Bir yerdede dedemin namaz kildigindan bahs edilmektedir,ya ben dedemi tanimadim,(ben 14 yasindayken dedem vefat etti)ya ben o ailenin içinde buyumedim,GERCEK ANLAMDA NAMAZ KILANA SAYGIM SONSUZDUR,amacim namaz kilani yermek veya namazi kotulemek degil,ama adam kilmamisa ona bunu mal etmekte saygisizliktir,evimizde namazlik vardi, aileminde namaz kilana saygisi oldugu için,dedem tarafindan satin alinmisti,odanin bir duvarinda asiliydi,talep edildiginde verilirdi,kisi gonul rahatligiyla namazini kilardi,abtest ibrigindende çektigimi bir ben bilirim,çok agirdi,kuçukken evdeysem ibrigi tasimak,goturup vermek bana duserdi arada,bakir bir ibrikti tasimak için benim gibi bir çelimsizden iki kisi lazimdi,ne ettim ettim o ibrigi deldimde kurtuldum,sonra bir ara plastik ibrik yerine getirildi.bu arada kendi aleviligimdende onur duyorum,kendi akrabalarimizin bir kisminin,yani lek koyundekilerinin sunni mehzebinden olmasinada bir o kadar saygi duyorum,o tarihi gerekçe için bir arastirmaya sahip olmadigim için,ahkam kesmek istemiyorum,birinci yazimdada belirttigim gibi tarihimizi yazmaya soyunan arkadaslarinda mumkun oldugunca kaynak gostermelerini bir sorumluluk geregi olduguna inanmalarini istiyorum,kaynak derkende ama lutfen,kullikten yola çikarak,kirk takla atip,illahimde kurtlestirmem gerekiyor diye,bir misyon ustlenmesinler,o zaman kenan evrenin kart kurtan çikan kurdune benziyor çok ayipta oluyor,vede kenan evreni elestirme hakkini kayb ediyorsun,ha kart kurt,ha ku- kul- lik= tepe tepelik v.s
3-Her cuma aksami ve diger gunlerde gelen misafirlerin,belden asagi olmamak kaydiyla gelen misafirlerin,yuzune,kollarina,ve gogsune uç defa surulur ve muhafaza edildigi kuçuk sandigin içinde tekrar yerlestirilir,ozel bir toren yapilmamaktadir,eger kurbanlari varsa o kurbanlarda o gece kesilip pisirilip misafirlere ikram edilir,ayni zamanda her misafire evine goturmek uzere bir bolumude lokma olarak verilir,bizim yorede egal olarak tabir ettigimiz ortuye sarilidir,zaman zaman bu egal çikarilip yikanir,benim bildigim hiç birimiz misafirlerin gordugu egalin disindada bir sey gormedik,çunku o egal sandigin içindeyken çikarilir,egalden sonraki ortugun rengini dahi bugunde bilmemekteyim,annem her zaman çikarip yikamak istediginde elini sandigin içine koyup,sadece egali sokup çikarirdi,odada dedemden,nenemden oyle gormustu.
Daha sonraki bir yazida,sadece çori bori efsanesini tum golanlilarin katkilariyla,daha sade bolumuyle anlatarak,sitemizde bir bolume yerlestiririz,benim bu yazida hem bazi yanlis anlatimlara açiklik getirmek istedim,hemde olurki benim atladigim yer olmustur, unutup ve eksik biraktigim yerler olabilir,sevgili koyluleriminde gorusunu almadan,bir yazi dayatmak istemedim,yakisikta olmazdi zaten.
selamlar
Musa Aytac
Yazar: Musa AYTAÇ
Tarih: 2009,06,30





Üye No
Üyelik tarihi
Bulunduğu yer
:
Online Zaman




Alıntı ile Cevapla




